May 12, 2015

Bilişim Sektörüne Yeni Girecek Dolandırıcılar İçin İş Yapma Kılavuzu - II

Bu blog yazısında dolandırıcılığın ne kadar kötü bir şey olduğunu, yalan söylemenin hem akıllı insanlar hem de hukuka karşı işe yaramadığını anlatmak amacı güdülmektedir. Bilişim sektörüne yeni adım atan genç beyinlerin dolandırıcıları hızlıca anlaması için yazılmış olan ironik bir yazıdır. Kullanılan dil, çift kişilikli bir bireyin düşün sistemine uygun olmasına gayret gösterildiği için zaman, mekan ve tekil-çoğul şahıs kavramları karma karışık, iç içe girmiştir. Yoksa dolandırıcılık, yalancılık, hukuku kandırmaya çalışmak tü kaka pis bir şeydir. Bu yazıdan esinlenerek kurulacak dolandırıcı şirketler üzerinde köşeyi dönmedikleri sürece hiçbir hak iddia etmiyor ve sorumluluk kabul etmiyorum. Ha biz voleyi vurduk diyen olursa ayrıca konuşalım şekerim derim.


Yarım porsiyon egeli kasaba enteli olarak sürdürüp gittiğimiz yaşantımızda; işler, bir önceki bölümün sonunda anlattığımız üzere oldukça sarpa sardı. Şimdi üstün zekamızı kullanarak bu durumdan çıkmak ve dirilme vaktidir oğul! Hayatın bize defalarca gösterdiği üzere, karşılaşıp tanışabileceğimiz her birey, herhangi bir konuda bizden çok daha bilgili, becerikli olamaz. Bu nedenle iş yine başa düştü! Elbette öyle olacak, hayatta alfa karakter olmak kolay mı sanıyorsun! Bir taraftan iş geliştirme mentörü olacaksın, bir taraftan da böyle aptalca işlerle uğraşmak zorunda kalacaksın!

Bir süredir, emeklerinin karşılığını ektiğimiz domates fideleri ile verdiğimiz co-workerlarımız artık öteleme yoluyla business management durumumuzu "hack"lemiş; sağda solda, hatta gittiğimiz yeni sıcak para kaynaklarımızda dahi adımız emek gaspçısı olarak duyulmaya başlamıştı. Elimizin ulaştığı ilk emekçilere kasabalı lümpen edebiyatı ile "Golden Gate" ve köşeyi dönmece masalları anlatarak tekrardan bir ekip toplayabiliriz. Öyle ya, kimse bizim bilgimizi, bu konudaki yetkinliğimizi hatta hayal gücümüzü sorgulayamaz! Höt! Kırarız boynuzlarını iblislerin! Bugüne bugün 250 adet domates fidesi ekip bir tane dahi domates alamamayı başarmış ender beyinlerden birisiyiz! (Ay özgüven patlaması yaşamak üzereyim, biraz ara vereyim yazıya!)

Golden Gate

Enfes bir African Blue (ay bunu da bilmiyorum demeyin artık!) molası sonrasında tekrar sizinleyim. Ne yapalım, insanlık siz küçük beyinliler ile biz ultra güçlere sahip bireyleri ayıracak farklı bir iletişim yolu keşfedemediğinden bu yolla muhattap olmak zorundayız. Tiksiniyorum, evet. Ama şunu bilin ki bu yazıyı iPad'imden yazıyorum. Öyle klavye, mouse gibi çağdışı araçları terk ettiğim çok zaman oldu. İpad ne mi? Aman tanrım! Oh mon dieu! (Fransızca okuduğumu da ayrıca söyleyeyim!)

iPad

İtiraf etmeliyim ki geçmiş dönemde canını yaktığımız, emeklerini gasp ettiğimiz insanların haklarını aramak için yasal yollara başvurmaları bizim için beklenmedik bir hamle oldu. Bu asalakların mücadelesini verecekleri ne gibi bir hakları olabilir ki? Her koşulda haklı ve üstün olan bizlere karşı nasıl bir cürretle böyle bir isyana kalkışabilirler? Hem yasalar ve sistemler bizleri bunların salaklıklarından korumak üzere kurgulanmamış mıdır? Hahaha! Gerzekler, günlerini görecekler! Mahkeme ise mahkeme, polis ise polis, tehdit ise tehdit! Yılanların öcü! (Ovv ne benzetmeydi ama! Hemen bir roman yazmaya başlayayım da Nobel'i kaptırmayalım kimseye bu sene!) Temsili olarak aşağıdaki gibi bir durumdayız. Temsili derken kasabalılığımız haricinde temsili, bu da böyle biline!

Yılanların Öcü

Mahkeme ile ilgili benzersiz planımıza geçmeden önce, sizlere biraz siyaset dersi vermeliyim. Efendim ben,(efendim mi? hani milletin efendisi ben değil miydim?) her seçim döneminde; ülkedeki ezilenlere, azınlıklara karşı gizli tutmaya çalıştığım milliyetçilikle beslediğim nefret ile seçim tahlilleri yaparım. Gerçi son 15 yılda yaptığım bütün tahminlerde seçimlerin kaybedeni olarak gösterdiğim HDP gibi halk hareketleri gün geçtikçe daha da güçlense de bu bizim haklılığımıza gölge düşüremez. Gerçeklik dediğiniz nedir? Sadece biz üstün beyinlilerin algıladığı değil midir? O zaman dinleyin de "tatava yapmayın".

Lümpen

Onurlu sınıf atlama mücadele tarihimiz boyunca bize karşı kullanılabilecek her türlü kavram ve bilginin içini boşaltıp yalnızca yarım küresinin gün yüzü gördüğü beynimizin algılayabileceği hale getirdik. Yaptığımız şey o kadar da basit bir şey değil! Bu sayede, sadece yardakçımızın ve bizim anlayabileceğimiz bir dil yaratmayı başardık. Gördüğünüz üzere, her şey zeka ile ilintili ilkel toplulukların on binlerce yılda yaptığı şeyi biz iki kişi 10 yıldan kısa bir sürede başardık!

Bu onurlu mücadele boyunca bizimle, geçmişimizle ilintili olabilecek her topluluk ve sınıfsal katmanın değerlerini küçümsemeyi de kendimize bir görev bildik. Örneğin, Kürt halkının edebiyat tarihini Mem-û Zîn'den ibaret gibi gösterdik. Siz yoksa cürret edip de bizim Feqiyê Teyran, Baba Tahir, Ali Hariri, Molla Ahmed-i Cezirî, Cigerxwîn, Xaris Bedlisi, Dewrêşê Evdî gibi onlarca edebiyatçıyı, ozanı bilmediğimizi mi zannedersiniz? (Hikayesi anlatılan üstün zekalı faşiste not : Oku ulan öküz! Çalacağına oku! Oku bunları da birazcık olsun beyninde yararlı bir nöron toparlanması, sinaps ilişkilenmesi oluşsun. 10 kelimelik Fransızca bilginle millete hava atmaya çalışma. "Ben faşist değilim" demekle faşist olunmuyor!)

Destana Dewrêşê Evdî

Bayrak edindiğimiz ilkelerimiz arasında her türlü işi ve görevi küçümsemek de vardır. Başkasına yapması için verdiğimiz (neden veriyoruz ki her şeyi biz yapabilirz???) bir programlama işinden, evde fiziksel güç gerektiren bir işe kadar her şeyi önemsizleştirmek bizim için ana ilkelerdendir. Bu nedenle bize mahkeme açma cürretinde bulunan şu böcek sürüsüne karşı kendimizi de kendimiz savunacağız, Avukat filan ne ya! Dört sene Fransızca okudum ben, neyi benden daha iyi bilebilir? Roma hukukunu mu? Tarihçiyim ben!!! (Tamam, tuttuğumuz avukatın da parasını ödeyemedik böyle kıvrak bir kılıfla durumu geçiştiriyoruz.)

Ancak mahkeme boyunca gayet dikkatli olmalı ve hakimin dikkatini mahkemenin konusu dışına itebildiğimiz kadar itecek, şanlı sınıf atlama mücadelemizde köylülükten, kasabalılığa terfi ettiğimizi gösterecek her türlü imkan ve aracı kullanacağız. Böylece, bizim yasaların muhattabı olamayacağımız algısını yaratıp, sistemin işlemesi gerektiği gibi işlemesini sağlayacağız. Savunmamızı, iPad üzerinde oluşturup onun üzerinden okuyarak onca yıllık hakimleri bir anda etkileyecek, büyüleyecek ve davacının mı davalı yoksa davalının mı davacı olduğu noktasına kadar getireceğiz! Evet başarabiliriz! Şanlı mücadele tarihimiz bunun gibi bir çok haksızken, haklı olduğuna inandığımız hikayelerle dolu! Eğer ki geçmişte kendimiz gibi üstün bir zekayı kandırabilecek kadar başarılı olduysak bir hakimi kandırmak nasıl ve ne kadar zor olabilir ki? Hahahaha sonunuz geldi pis lanet olası emekçiler! Temsili şöyle birşey olacak mahkeme gününde :

iPad

Mahkemeyi kaçıranlar için oldukça benzer bir videoyu aşağıya ekleyelim ki, performansımızı cümle alem görsün!


Sonuç

Bu yazı dizisini fazlaca uzatmak niyetinde değilim. Olayların sonucunu merak edenler için, herkesin de tahmin edeceği üzere bu emek hırsızları hak ettikleri cezayı bir sonraki celsede alıp donlarına varıncaya kadar haklarını gasp ettikleri insanlara vermek zorunda kalacak. Benim açımdan bundan çok daha değerlisi, açık ve seçik bir şekilde kanunen dolandırıcı, emek hırsızı oldukları onaylanacak olması. Yani, kısa bir süre sonra isimlerinin başına açıkça emek hırsızı sıfatı koyarak yazdığımızda hukuken de bir sorun olmayacak. En son işe aldıkları insanaların da işi bırakmaları neticesinde yine iki üstün zeka tek başlarına kalmış durumdalar. Sanırım hayatları boyunca da böyle bir döngünün içinde devam edip duracak. Herkesi suçlayarak ve kendilerini hep haklı görerek.

Nedir Sorun?

Sorunun klinik olduğu konusunda en ufak bir şüphem yok. Mitoman bir bireyin sahip olduğu belirtilerden daha çok derealizasyon / depersonalization (dissociative identity disorder) durumların gözlemlendiği patalojik bir sorun gibi duruyor. Altında yatan sebeplerin elbette bir dizi nörolojik, psikiyatrik muayene ve test sonucunda uzman hekimlerce yorumlanması gerekir. En kısa zamanda, daha fazla kendisine ve çevresindeki masum insanlara zarar vermeye devam etmemesi için bir uzman yardımına başvurmalı. Kendisinin bunu algılayacak psikiyatrik olgunlukta olmaması durumunda çevresindekilerin buna ikna etmesi gereklidir. Ancak hemen söyleyelim ki bu durum, işlediği suçlardan sıyrılması için gerekçe olarak gösterilemez.

  • LinkedIn
  • Tumblr
  • Reddit
  • Google+
  • Pinterest
  • Pocket
Comments powered by Disqus